Yaz geldi, havuz ve deniz mevsimi açıldı, tatiller başladı. Kimileri bronzlaşma sevdasına karşı koyamıyor, kimileri de güneşten kaçmak için şemsiye altlarına ya da şapka ve gözlüklerin arkasına sığınıyor.

Güneşin zararlı etkilerinden korunmanın yolunun güneş koruyucu ürün kullanmak ve bilinçli olmaktan geçtiğini belirten Memorial Etiler Tıp Merkezi Dermatoloji Bölümü’nden Uz. Dr. Zerrin Baysal, cilt sağlığının korunmasında, güneş koruyucu ürünlerin önemli olduğunu belirtiyor ve şunları söylüyor:

“Güneş ışığı, faklı dalga boyları içeren bir spektruma sahiptir. Deride hasarlanma yaparak; deri kanserlerine, deri yaşlanmasına ve derideki renk değişikliklerine neden olur. Ultraviyole ışınları üçe ayrılır:

UVA, derideki melaninin koyulaşmasına neden olur. UVB, derinin erken yaşlanmasına ve güneş yanığına neden olur. Deriye renk veren “melanosit” denilen hücreleri uyarır ve renk pigmentinin yapılmasını; sonuç olarak derinin bronzlaşmasını sağlar. UVC ışınları, ozon tabakasının engeline uğrar ve yeryüzüne ulaşamazlar. Mikrop öldürücü etkileri vardır. Ameliyathanelerde kullanılır.
Görünür ışık (400-760 nm) gözle görülebilen ışınlardır ve retinayı uyarır. İnfrared ışını (760 nm den uzun) sıcaklık şeklinde algılanır. Deri güneşten olumsuz etkilenmemek için bronzlaşarak kendini savunmaya alır. Güneş ışığı cilde temas ettiği zaman, deride hücre düzeyinde bozulmalar yapar. Bu faklılaşmadan etkilenmemek adına; deri kalınlaşır, bronzlaşır ve yeni hücre yapımı sağlanmış olur. Bütün bu savunma mekanizmalarına rağmen; yine de deri hücrelerinde istenmeyen değişiklikler olur. Damarlarda genişleme gelişerek, deri kızarması oluşur. Maruz kalınan süre fazla ise deride güneş yanıkları oluşur. Güneş ışınlarına uzun süre maruz kalmak, genetik yatkınlığı olan kişilerde; deri kanserleri, deride alerjik durumlar, deri yaşlanmaları, kılcal damarlarda genişlemeler, deride renk değişiklikleri gibi istenmeyen durumlara yol açar.”

“BRONZLAŞMAK İSTİYORUM” DİYORSANIZ…
Güneş ışınlarının zararlı etkilerinden korunmak için güneş koruyucuların kullanılması gerektiğini belirten Dr. Baysal, şöyle devam ediyor:

“Bu ürünler, zararlı UV ışınlarını emerek ya da yansıtarak cildin zarar görmesini engeller. Kullanılan güneş koruyucularının sadece UVB’ye karşı değil, mutlaka UVA’ ya karşıda da koruyucu özellikleri olmalıdır. Ozon tabakasının delinmesi, zamanından önce yaşlanma, kırışıklıklar ve deri kanserine yol açabileceği düşüncesiyle bronzlaşmaya karşı tepki gelişmiştir. Fakat bronzlaşmanın getirdiği sağlıklı ve estetik görünüm bu gerçeğe karşı yine de insanlara cazip gelmektedir.

ÇOCUĞUNUZU CİLT KANSERİNDEN KORUYUN
Özellikle çocukluk çağında maruz kalınan güneş ışınlarının 30-40 hatta daha uzun yıllar sonrasında deri kanseri ve erken deri yaşlanmasına neden olduğu bilinen bir gerçektir. Bu yüzden bu ürünlerin mutlaka bebeklik döneminde kullanılmaya başlanması gerekmektedir. Kullanılan ürünlerin özellikle hem kimyasal hem de fiziksel ya da mekanik koruyucu dediğimiz özelliklere sahip olması gerekir. Sıvı nitelikteki koruyucuların etkinlikleri tartışılmakta olduğundan, katı ve beyaz görüntü sağlayan yoğun koruyucular tercih edilmelidir. Bebeklik dönemleri itibariyle korunmuş kişiler yıllar sonra gelişecek deri kanseri ve deri yaşlanmasından etkilenmeleri açısından daha az riske sahiptir. Koruyucular tek başına yeterli olmadığı için kıyafetler ve şapkalarla desteklenmelidir. Havuz ya da denizde olmadıkları zamanlarda özellikle koyu renkli kıyafetlerle kamuflaj yapılmalıdır.

Eskiden açık renk kıyafet seçimi yapılırken son yıllarda yapılan çalışmalar koyu renkli kıyafetlerin güneşe karşı koruyuculuğunun çok daha fazla olduğunu göstermiştir. Ürün seçiminde “baby” ya da “child” ibareli ürün kullanımı tercih edilmeli ama erişkinler için kullanılan ürünlerin kullanılması da zarar verici sonuçlar yaratmaz. Bebeklere ve çocuklara bu ürünlerin kullanımında dikkat edilecek diğer bir durumda şudur: Fazla terledikleri için daha sık tekrarlanmalıdır. Sık tekrarlandıkları için deride alerjik yanıtlar oluşabilir. Bu yüzden de daha fiziksel özellikli koruyucu kullanmak gerekir. Bunların sürümü asla kolay değildir, kozmetik değildir, piyasada bulmakta da zorluk çekilir ama daha güvenlidir.

“Senede bir kere tatil yapıyorum” inancı içerisinde sere serpe güneş altında yatmanın yaratacağı vahim sonuçlara inanmak zor olsa da böyle bir gerçek vardır. Bu konuda yapılmış çalışmalarda deri kanseri riskinin ileriki yıllarda daha fazla gözlendiğidir”.

KAPALI HAVALARDA DA GÜNEŞ KORUYUCU KULLANIN
Dr. Baysal, güneşten korunmanın sadece yaz aylarıyla sınırlı kalmaması gerektiğini belirtiyor. “Çünkü bulutlu, yağmurlu hatta karlı havada bile UV ışınları mevcuttur. Rüzgar, kar ve soğuk hava UV ışınlarının deri tarafından emilmesini artırır. Sonuç itibarı ile böylesine zarar veren bir faktörden kurtulmamız gerekmektedir” diye konuşan Baysal’ın dikkat çektiği diğer noktalar ise şöyle:

“Güneş koruyucu ürünler, 1920 yılından beri Amerika’da ilaç olarak, Avrupa’da kozmetik olarak kullanılmaktadır. İlk 50 yıl UVA zararsız kabul edildiği için sadece UVB’ye karşı ürünler formülize edilmiştir. Fakat her iki ışından korunma gereği bir gerçektir.

DÜŞÜK FAKTÖRLÜ ÜRÜNLE DAHA İYİ BROZLAŞMA OLUR MU?
Bu inanış yanlıştır. Güneş koruyucu ürün alırken bazı önemli noktalara dikkat etmek gerekir. İyi bir güneş koruyucunun; hem UVA hem de UVB’ye karşı eşit etkili koruma sağlaması , kullanıcı tarafından iyi tolere edilmesi, kozmetik olarak kabul edilebilir olması, suya dayanıklı olması, yüksek SPF’ye sahip olması gerekir.

https://www.ntv.com.tr/saglik/gunesin-zararli-etkilerinden-korunun,_RwbMHm6ik6fEyPeAg8wLQ